Kantaronun halk arasında tedavide
kullanılma geleneği çok eskilere dayanır. Avrupa’da da ciltte oluşan yanıklarda,
melankolide ve hatta büyüye karşı çok eskiden beri etkisine başvurulan bir
bitkidir. Günümüzde ise halk arasında mide zarı iltihapları (gastrit), safra
kesesi hastalığı ve yanık tedavilerinde kullanılmaktadır. Alternatif tıpta ise merkezi
ve periferik sinir sistemi, alt solunum yolu hastalıkları, kalp ve dolaşım
sistemi ile ilgili şikâyetlerde ve yaralanmalarda kendisine sıkça başvurulan
bir bitkidir.
Kantaron dâhili ve harici şekilde
uygulanabilir. Dâhili kullanmada etkisini öncelikle psikolojik olarak gösterir.
Kantaron psikolojik rahatsızlıklarda, hafif depresyonlarda, duygu durumu
dalgalanmalarında, korku ve sinirsel huzursuzluk şikâyetlerinde dâhili olarak alınır.
Avrupa’da hapları ve değişik türde preparatları eczanelerde satılmaktadır.
Kantaron yağı sindirim yolu
rahatsızlıklarında, hemoroit tedavisinde, keskin ve künt yaralanmalarda, düşük
dereceli yanıklarda, güneş yanıklarında ve egzamalarda etkilidir. Harici olarak
kas ağrısı tedavisinde de kullanılır.
Tıbbi çalışmalarda anti-enflamatuar,
antibakteriyel ve kan dolaşımı arttırıcı etkisi görülmektedir.
Antibakteriyel özelliği sayesinde, yaraların mikrop kapmasını engeller.
Ayrıca hacamat uygulaması sonucu
vücutta oluşan kesiklerin tedavisinde de çok başarılı sonuçlar vermektedir. Burkulma,
ciltte oluşan morluklar, çürükler ve varislerin iyileşmesine de destek verir.
Bel ve boyun fıtığı hastalığından
mustarip annemin ağrılarını morfin bile geçirmezken kantaron yağı epey
yatıştırmaktadır.
Benim gibi kış aylarında ayaklarınızı bir türlü ısıtamıyorsanız
topuğunuza bir miktar kantaron yağı sürün ve evden öyle çıkın.
Resim için kaynak: https://tr.pinterest.com/pin/331577591299308658/

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder